Islamic Theme - IQRAA

Pillars of Islam

Fusce sit amet orci quis arcu vestibulum vestibulum sed ut felis. Phasellus in risus quis lectus iaculis vulputate id quis nisl.

View More...

Kalma

Fusce sit amet orci quis arcu vestibulum vestibulum sed ut felis. Phasellus in risus quis lectus iaculis vulputate id quis nisl.

View More...

Salat

Fusce sit amet orci quis arcu vestibulum vestibulum sed ut felis. Phasellus in risus quis lectus iaculis vulputate id quis nisl.

View More...

Zakāt

Fusce sit amet orci quis arcu vestibulum vestibulum sed ut felis. Phasellus in risus quis lectus iaculis vulputate id quis nisl.

View More...

Fasting

Fusce sit amet orci quis arcu vestibulum vestibulum sed ut felis. Phasellus in risus quis lectus iaculis vulputate id quis nisl.

View More...

Hajj

Fusce sit amet orci quis arcu vestibulum vestibulum sed ut felis. Phasellus in risus quis lectus iaculis vulputate id quis nisl.

View More...

Muslims Festivals  

Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non fringilla.Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non fringilla.

View More...

Ramadan Kareem  

Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non fringilla.Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non fringilla.

Eid-ul-fitar  

Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non fringilla.Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non fringilla.

Eid-ul-Azha  

Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non fringilla.Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non fringilla.

Custom FeaturesView More... 

  • Quran Program
  • Belief
  • Hadeeth

1 : Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type.

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type.

2 : Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type.

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type.

3 : Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type.

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type.

Gallery 

Articles 

Attributes of Allah

eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt fringilla.Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsu eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non gilla.

eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt fringilla.Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros, eget ultricies eros. Aliquam ipsu. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non gilla.

eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt fringilla.Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non gilla.

eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tinci, eget ultricies eros. Aliquam ipsudunt fringilla.Maecenas laoreet lectus est, eget ultricies eros. Aliquam ipsum nunc, tincidunt non gilla.

Newsletter sign up

EZANTR | İMAN | İBADET | NAMAZ | AHLAK

Kutlu Dogum

O'nun ışığı başlarımızı okşamaya başladığı günden itibaren, ruhlarımızda
"ebedî yok olma"nın te'siri kırıldı; hicranla çarpan sînelere dost ikliminden
vuslat muştuları geldi-ulaştı. Bütün bir insanlık olarak biz hepimiz, O'nun
gönüllerimize üflediği hayat sayesinde kendimizi idrak edip eşya ile münâsebete geçebildik..
özümüzdeki cevherleri değerlendirip, benliğimizdeki sonsuzluk buudunu sezebildik. O olmasaydı,
ne ruhumuzdaki bu derinlikleri kavrayabilir ne de kabirden geçip sonsuzluğa uzayan bu yolu ve
bu yolculuğu bu kadar şirin görebilirdik. Gönüllerimize aşk u heyecan salan
O, gözlerimize ışıklar çalan O ve bizleri ebedler ülkesine seyahata hazırlayan da yine O'dur.
O, bu uzun ve sırlı yolculukta bulunduğumuz sâhil itibariyle, bizim için bir kaptan ve
rehnümâ, varacağımız âlem itibariyle de bir mihmandâr ve şefaatçı ise, bizim de
O'na karşı bir kısım sorumluluklarımız vardır ve bu mevzûda lâkayd kalmamız da
mümkün değildir. Ama, ne gariptir ki, bizler asırlardan beri bu ışık insan ve
O'nun nurlu mesajına karşı hep lâkayd kalmışızdır.. lâkayd kalmak bir yana çok
defa saygısız davranmışızdır...
Vâkıâ, dar bir dairede ve belli ölçüler içinde, merasim türünden bir mevlit, birkaç paket
şeker ve birkaç şişe güllâpla.. bazen de birkaç ses sanatkârı ve birkaç ilâhîci ile velâdeti
tes'îd etmeye, O'nunla irtibatımızı ortaya koymaya çalışmışızdır; ama, bunlar kat'iyyen
O'nun büyüklüğüyle orantılı olmamıştır; orantılı olmak şöyle dursun, O'nun kapıkullarına
gösterilen saygı ve ihtiram seviyesine bile ulaşılamamıştır. Hele Hz. Mesih'in doğum günü
veya şöyle-böyle O'nunla alâkalı gösterilen noel, paskalya ve daha başka yortu ve
karnavallar seviyesinde bir neş'e ve cûşişin yaşanması kat'iyyen söz konusu olmamıştır...
Bu mevzûda yapılması teklif edilen şeylerin "ef'âl-i mükellefîn" arasında yeri olmadığı muhakkak;
kimse de böyle bir iddiada bulunamaz. Ancak, acaba bu Kutlu Doğum'u O'nun nûrefşan mesajı
adına daha derince, daha içten ve daha ciddî olarak değerlendiremez miyiz?
Hz. İsa ile alâkalı günler, halkı hıristiyan olsun-olmasın, hemen her ülkede âdetâ neş'e, sevinç
kıyametleriyle kutlanır; haftalarca, hatta aylarca her mahfilde sözler, muhâvereler hep o istikâmette
cereyan eder.. her tarafa O'nun adına tebrikler, hediyeler yağar.. hediye ve tebrik teâtisi, o günlerde
postanelerin biricik işi hâline gelir. Telefonlar, sürekli O'nun namına zil çalar, âhizeler O'nun nâmına
konar-kalkar.. dörtbir yan kandillerle süslenir; çarşı-pazar renklerle-ışıklarla kahkaha atar.. evler bir arı
kovanı gibi, O'na ait duygularla uğuldar, mabetler O'na ait neşîdelerle inler.. ve her gece,
âdetâ şehrâyinler gibi büyüleyici ve başdöndürücü olarak geçer.
Gerçi, bu karmakarışık karnavallarda çoğu kimse ne yaptığını bilemez ve neden, çoğu maskaralık
olan bu işlerin içine girdiğini fark edemez. Ama, yine de o günleri her saat ve her dakikası ile
dinî bir vecd içinde ve ne yaptığının şuurunda olan bir sürü insan vardır.
Ne olursa olsun Hz. Mesîh'e ait gün ve geceler o kadar insanlığa mâl olmuştur ki, bilerek-bilmeyerek
herkes kendini o acayip törenler içinde bulur; ibadet, eğlence veya maskaralık, hıristiyanlarla aynı
duyguları paylaşır, aynı hislerle yatar-kalkar.. hatta çam, çınar devirir, hindi parçalar, şampanya
patlatır ve kör-kütük sarhoş olup sokaklara dökülür...
Mübeccel velâdetin böyle eğlenceli, cümbüşlü kutlanmasını ve mübârek İslâm Dini'nin de bir
karnavala çevrilmesini ne biz ne de başkası arzu etmez.. zaten bunu yapmaya da kimsenin
gücü yetmez. Ancak, yalancı ve riyakâr bir dünyanın, koskocaman insanlık âlemini nasıl bir
iğfal ağına aldığını gördükçe, "neden acaba İslâm Dünyası, aynı zamanda kendi velâdeti de
sayılan Rebî'ul-evveli, Rebî'ul-evvelle gelen "Nevrûz-ı Sultanîyi" ve o günle gelen insanlığın
kurtuluşunu aynı heyecan, aynı cûşiş içinde tes'îd etmez" diye hayıflanıyor ve kendi kendimizi sorguluyoruz.
Yukarıda serd edilen mülâhazalardan, Seyyidina Hz. Mesîh ve arkasındakileri tezyîf manâsı da
çıkarılmamalıdır. Biz Müslümanların Hz. İsa'ya karşı saygımız sonsuz olduğu gibi, O'nun getirdiği
mesajın, bugünkü batı medeniyetinin önemli bir rüknü olduğunda da şüphemiz yoktur.
Evet, tarihçilerin ve medeniyet felsefecilerinin de ifade ettikleri gibi, eğer Hz. İsa ve O'nun getirdiği ruh
 ve manâ olmasaydı, batı medeniyeti hiçbir zaman vücud bulamazdı; zira onun bir esası
Grek düşüncesi (Matematik düşünce) diğer bir esası Roma hukuku olduğu gibi, önemli bir rüknü
de gerçek manâsıyla hristiyan dinidir. Şu hususu da önemle kaydetmek icab eder ki, eğer insanlığın
medâr-ı fahri Hz. Muhammed (sav) ve O'nun nurlu mesajı olmasaydı, İslâm Medeniyeti olmazdı..
İslâm medeniyeti olmayınca da batı "uygarlığı" doğmazdı.
Evet, eğer İslâm, o yumuşak, o müsamahakâr, o sımsıcak, o ilme açık ve tefekkürü ödüllendiren
semâvî renkleri ile batı yamaçlarında tüllenmeseydi.. ve eğer onuncu asırdan itibaren İslâm âlimleri v
e bu arada Türk düşünürleri, greko-latin kültürünü Avrupa'ya taşıyıp, Avrupalıya tanıtmasalardı, batı
hâlâ orta çağları yaşıyor olacaktı. Zaten, matematik, fizik, kimya, astronomi, hendese ve tababet
gibi ilim dallarının doğulu ve İslâm alaşımlı olduğunda kimsenin şüphesi yok. Bizim dünyamızda
medeniyet adına her şeyi batılı görmeye kendini şartlandırmış bir kısım müstağripler kabul
etmeseler de, batı medeniyeti, hali hazırdaki yerini alabilmesi ve modern şekliyle var olabilmesi için,
Hz. Mesih'ten sonra tam altı asır daha bekleme mecburiyetindeydi.. bekledi, İslâm'la karşılaştı..
bu karşılaşmayı tam değerlendirdi veya değerlendiremedi, o ayrı mes'ele; ama ondan mutlaka müteessir
oldu, çok yararlandı ve geleceğini onun ışığında dizayn etti.
Evet, batı, İslâm medeniyetine esas teşkil edecek olan prensipleri benimsemese bile ondan aldığı, alıp
değerlendirdiği ve bu arada İslâm'ın ona tedayi ettirdiği pek çok şey vardır.. ve bunlar yeni batı kafası
ve yeni batı düşüncesinin teşekkülünde, tahminler üstü te'sir icra etmişlerdi...
Bu itibarla diyebiliriz ki:
"Dünya neye mâlikse O'nun vergisidir hep,

Medyûn O'na cemiyeti, medyûn O'na ferdi;

Medyûndur O masuma bütün bir beşeriyet,

Yâ Rab, mahşerde bizi bu ikrar ile haşret!"
M. Akif
Asırlar var ki, topyekûn insanlığın medyûn bulunduğu bu Zât'ı, kendi kâmet-i kıymetine uygun bir velâdet günü,
velâdet haftası, velâdet ayı, ile tes'îd edemedik.. tes'îd etmek bir yana, O'nun kapı kullarına gösterilen
alâka ölçüsünde O'na karşı tazimde bulunamadık. Aylar, yıllar ve asırlar boyu O'nun için şehrâyinler
tertip edilse, her gece O'nun için yüzlerce, binlerce neşîdeler söylense, yine O'nun hakkı ödenemez
ve O'nun için bir şeyler yapıldığı söylenemez. Ne var ki, "Sultan'a sultanlık, gedâya da gedâlık yaraşır"
düşüncesinden hareketle, "hiçbir şey yapmamaktansa, az dahi olsa mümkün olanı yapmak daha iyidir"
diyor ve "Ebedî Risalet Sempozyumu" gibi konferansların her sene ayrı bir ülkede icra edilmesini..
ve belli bir zaman diliminin bu işe tahsisini.. ve mümkünse önümüzdeki yılın -tabiî O'nun dünyasında,
sadece O'na bir yıl tahsis etmenin ne denli bir cimrilik ve vefasızlık olduğunu ruhlarımızda duymanın
ezikliği, ârı ve hicabıyla- "Hz. Muhammed (sav) Yılı" olarak ilânını teklif ediyoruz.

Bugün 175690 ziyaretçi buradaydı.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=